DİĞER YAZARLARIMIZ
Dr. Sinan GÜZEL Hipnoza girmenizi değil, hipnozdan çıkmanızı istiyoruz.
Dr. Sinan GÜZEL Modern Tıp - Hipnoz - Hipnoterapi
Dr. İzzet İskender Timur TÜRSEN
Klinik ve Uygulamalı Hipnoz Derneği 18.04.2019 - BİLİNÇ NE İSTER? BİLİNÇALTI NE ANLAR?

BİLİNÇ NE İSTER?  BİLİNÇALTI NE ANLAR?

 

Bilinç öncelikle, her şeyi kontrol ettiğini kabul eder.

Hatta, kontrol edemediği şeyleri bile kontrol ettiğini zanneder.

Evet bilinç patrondur. Ne istediğini söyler ve bilinçaltı da bunu yerine getirmeye çalışır.

Ama kontrol bilinçte değildir. Bilinç ister, bilinçaltı yapar. Yani yapan aslında bilinçaltıdır.

Örneğin bilinç yürümek ister ama kendisinin yürümekle ilgili hiçbir fikri yoktur, nasıl yapılacağını bile bilemez. Bilinç isteyendir ama onu yürüten bilinçaltıdır. Yani, her şeyi yapan bilinçaltıdır.

Bu arada bilincin ne istediğini, bilinçaltının anlaması da gerekir.

Bilinçaltı, bilincin isteğini nasıl anlar?

Çok kabaca, o isteği görüntüye çevirmeye çalışır. Görüntüye çevirebilirse, anlar ve yapar. Görüntüye çeviremezse anlamaz ve atar.

Size desem ki, "Sakın, yeşil elmayı düşünmeyin” bakın, yeşil elma aklınıza geldi bile, oysa ben düşünmeyin demiştim.

Bilinçaltının bu isteği nasıl yorumladığına bakalım;

Önce cümle neydi? "Sakın yeşil elmayı düşünmeyin" Bilinçaltı önce "sakın" kelimesini, görüntüye çevirmeye çalışır ama "sakın"nın bir görüntüsü yoktur, anlamaz ve atar. Daha sonraki kelime "yeşil elma"´dır ve hemen görüntüsü gelir. En son kelime düşünmeyin"dir ve düşünmeyin"´i de görüntüye çeviremez ve atar.

Bu cümleden görüntüye çevirdiği tek kelime "yeşil elma"´dır ve onu size getirir.

Bilinç, bilinçaltının görüntüye çevirebileceği cümleler kurduğunda, bilinçaltı bunu kolaylıkla yerine getirir.

Koltuğumuzdan kalkıp, karşıdaki kapıya yürüdüğümüzde bunu bizim yaptığınızı düşünürüz değil mi?

Bir robotu koltuktan kaldırıp, karşıdaki kapıya ulaşması için program yazsanız, kaç bin komut yazmanız gerektiğini düşünsenize. Bilinç bu hesaplamaları hiç bilmez sadece ister. Ama bilinçaltı, integral, türev, limit, momentum gibi yüzlerce detayı hesaplar ve bizi yürütür. Bilincin bu hesaplamalarla ilgili hiçbir fikri de yoktur zaten.

Ama bilinç her şeyin kontrolü altında olduğunu kabul ettiğinden, aslında yürütenin kendisi olduğunu zanneder. Bu kontrol da ona hiç iyi gelmez. Çünkü kontrol edemediği şeyleri kontrol ettiğini kabul ettiğinden, KONTROL EDEMEDİĞİ ŞEYLERİN, KONTROLÜNDEN ÇIKTIĞINI DÜŞÜNDÜĞÜNDE ÇOK BOZULUR.

Sevdiğimiz birisi için, yarın başına kötü bir şey gelirse ya da kötü bir hastalığa yakalanırsa diye düşündüğümüzde içimiz acır. Oysa onun hastalanması kontrol ettiğimiz bir şey değildir ama kontrol ettiğimizi kabul ettiğimizden bozuluruz. Bugüne kadar iyi idare etmiştim ama ya yarın hastalanırsa deyip, kontrolü kaybettiğimizi düşünür ve kendimizi kötü hissederiz. Oysa zaten kontrol edemiyoruzdur. Bu zamana kadar hasta olmadıysa bu bizim kontrolümüzde olan bir şey de değildi zaten. "Ya yarın işimiz kaybedersem ya yarın param olmazsa" da aynı mantıkla çalışır. Gelecek korkusu, kaygı bozukluğu ve depresyonu tetikler. Depresyon, temel duygularımızdan biri değildir. Duygularımızın ikincil ya da üçüncül sonuçlarıdır ve çoğu zaman, kontrol edemediğimiz şeylerin kontrolümüzden çıktığını hissettiğimizde ortaya çıkar.

Bu sistemde çalışan bir beynimiz varken, insanı rahatlatan en güzel güzel şey,

ZATEN KONTROL BENDE DEĞİL, NİYE KONTROL ETMEYE ÇALIŞAYIM Kİ?

Diye düşünmektir.

Bilinçaltınızın anlayacağı harika cümleler kurmanız ve kontrolsüz günler dileğiyle...

 

                                                                    

Dr. İzzet İskender Timur TÜRSEN