DİĞER YAZARLARIMIZ
Dr. Sinan GÜZEL Korku ve Fobilerde Hipnoterapi
Dr. Sinan GÜZEL Sınav Kaygısı ve Hipnoterapi
Dr. Sinan GÜZEL Yaşam Kalitesini Düşüren Ağrılar ve Hipnoterapi
Dr. Sinan GÜZEL Hipnoza girmenizi değil, hipnozdan çıkmanızı istiyoruz.
Dr. İzzet İskender Timur TÜRSEN BİLİNÇ NE İSTER? BİLİNÇALTI NE ANLAR?
Dr. Sinan GÜZEL
Klinik ve Uygulamalı Hipnoz Derneği Dr. Sinan GÜZEL - Modern Tıp - Hipnoz - Hipnoterapi

Modern Tıp - Hipnoz - Hipnoterapi

 

Hekimlik mesleğinin geldiğine inanılan antik statü, birçok hekimin kabul ettiği gibi büyücülüktür. Yani yetkisi neredeyse kral kadar olan ancak sorumluluğu vekaleten ve geçici süre üstlenen bir meslek.

Ancak tarihte kültürlere göre değişmekle beraber, insan ırkının gelişmesi, kalabalıklaşması, büyücülerin yetersizliği vs gibi birçok etkenlere dayalı olarak normal halktan kişiler de bu mesleği edinme, benimseme ve uygulama şansını yakalamış ya da yaratmışlar. Peki bu büyücüler yüzlerce yıl, hiçbir iyileşme sağlamamış olsaydılar bu kadar süre statülerini ve bir nevi mesleki varlıklarını sürdürebilirler miydi? Tartışmaya yol açacak başka bir soru: Günümüzdeki hekimler (ister başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadığını belirterek sadece modern tıp uygulamaları ile şifa dağıtmaya çalışan isterse çalışmalarında farklı oranlarda da olsa geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları ile şifa dağıtmaya çalışanlar olsun) biraz da büyücü değiller mi? Hem de latife olsun diye değil, antik büyücülerin kullandığı en büyük silahı kullanmakla hekimlik yapıp bu büyücülüğü hayatlarına dahil etmiş değiller mi?

İşe Hipnoterapist gözüyle bakan arkadaşlar buraya kadar olanlardan neden bahsettiğimi anladılar sanırım. Ancak bu düşünüş tarzına uzak olan arkadaşlara, farkına varmadan da olsa, başka bir adla adlandırmış da olsalar, bu en önemli silahın ne olduğuna dikkat çekmek isterim: TELKİN
Ne demek istiyorum. Acaba “plasebo” demek ya da “iyileşmenin yarısı hekime güvendir” demek istiyor olabilir miyim? “Benimle aynı ilaçları yazıyor; ama niye benden daha fazla hastası var?” Sorusunun cevabını vermiş olabilir miyim? Hipnoterapi bilen, modern tıp eğitimi almış, “tıbbi olarak gereken her şeyi yaptım ama bir şeyler eksik” şüphesinin yola düşürdüğü hekimlerden biri olarak mesleğime eksiklerimi giderme şansı tanıyan bir metod eklemiş olabilir miyim? Yaşadığımız toplumu eleştirirken sıkça kullandığımız “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” deyimini biraz da çuvaldızın minik ikizini kullanarak kendimize yöneltmemiz gerektiğini hatırlatan acımasız “fikir” li eleştirileri dinlemek acı verici. Tıpta bilimsellik tanımını koyan WHO nun bilimsel olduğunu test ve teyid ettiğini belirttiği birçok geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemini tıbbi uygulamalar listesine eklemesi, bu çalışmaları takip ediyor ve destekliyor olması, bilimsellik tartışmasını farklı bir boyuta taşımalı artık, diye düşünüyorum.
Tüm bu sorumluluğu bana ait yorumlardan sonra, metodla ilgili soruları cevapsız bırakmamak adına kısaca açıklamalarda bulunmak yerinde olacaktır. Hipnoz ve hipnoterapi nedir? Niye farklı iki kelime kullanıyoruz? Hipnoz, birçok teori ile açıklanmaya çalışılan, tüm teorileri destekleyen tarafları olduğu gibi, yine tüm teorileri çürüten tarafı da bulunan, içinde bilinç, bilinçaltı ve onun en büyük komponenti olan duygu durumlarını barındıran farklı bir zihinsel haldir. Hipnoz için istatistiksel olarak zeka ve duyu organ anomalileri olmayan kişilerde her gün ortalama 8-10 kez oluşan bir seçici algı ve tepki durumudur da diyebiliriz. Bu durumlar sıklıkla araç kullanırken, kitap okurken, TV seyrederken, “berber”de iken oluştuğu bilinmekle beraber, kişinin günlük yaşantısı sırasında duygu durum değişikliklerinin olduğu birçok süreçte de oluşabilmektedir. Hipnoz uygulamaları, bilinçli ve sistematik olarak bu durumları meydana getirme çalışmalarıdır. Bu nedenle “Hipnoz bir ortamdır, hiçbir şeyi tedavi etmez.” şeklinde bir açıklama ile karşılaşırız. Burada kastedilen şey, hipnozun bilinenin aksine bir terapi değil, bir ortam olduğudur. Metaforik olarak “Hipnoz ameliyathanedir, ameliyat değildir.” diyebiliriz. Nasıl ki ameliyathanede birbirinden farklı amacı ve uygulama şekli olan birçok ameliyat uygulanıyorsa, hipnoz sırasında da birçok farklı metod uygulanmaktadır. Alt grupları ile birlikte 100 den fazla metodun bulunduğu tahmin edilen hipnoz uygulamaları içinde en mediyatik ve eğlence amaçlı uygulanmakta olanı “sahne hipnozu” dur ki hem yöntem olarak hem de amaç olarak “hipnoterapi” den oldukça farklıdır. Birçok ülkede ya yasaklanmış ya da belirli mekan ve şartlarda sadece izin verilmiş olan bu yöntem tıbbi amaç gütmeyen bir yöntem olup birçok farklı uygulanış tarzı da vardır. Öte yandan hipnoz ortamı sağlandıktan sonra terapötik amaçlı olarak uygulanan yöntemler ise birçok ileri ve medeni ülkeler dediğimiz toplumlarda, yasal çerçeveleri de düzenlenmiş, hatta bazı yerlerde sosyal güvence kapsamına alınmış uygulamalardır. Modern tıbbın çoğu zaman yetersiz kaldığı malign hastalıklarda kullanılmasına sıkça izin verilmiş olmasından dolayı, hipnoz hakkındaki bilimsel araştırmaların çoğu bu hasta grubu üzerinde yapılmış çalışmalar olmasına rağmen günümüzde fonksiyonel MRI gibi sofistike cihazların bulguları hipnoz dünyasında birçok şeyin netleşmesini sağlayan teknolojik gelişmelerdir. Bunlardan küçük bir örnek vermek gerekirse çok yakın bir tarihte yapılmış kapsamlı ve stardardize edilmiş metodların kullanıldığı bir çalışmada, kişilerin “hipnoza yatkınlığı” fonksiyonel MRI görüntülemeleri ile artık
ölçülebilmektedir.

Hipnoterapi hem diğer GETAT uygulamalarına hem de modern tıp uygulamalarına yardımcı tedavi yöntemi olarak kullanılabileceği gibi, diğer uygulamaların başarısız olduğu durumlarda hasta ve hastalık konforunu sağlamak amaçlı olarak da kullanılabilir. Sağlık ve psikoloji alanında yetkin olan mesleklerden eğitilmiş kişilerce uygulanması kaydıyla ucuz ve son derece güvenilir bir yöntem olan hipnoterapi gerekli yasal çerçeveye de kavuşmuştur. Yasa ve yönetmeliklerle kimlerin, hangi durumlarda kullanabileceği, bu konudaki eğitimlerin kimler tarafından ve hangi müfredatla verileceği belirlenmiş olan hipnoz-hipnoterapi uygulamaları dünyasında ise en büyük sıkıntı yasaya uygun olmayan eğitimlerin verildiği ve yine yasaya uygun olmayan “hipnozcuların” oluşturduğu güvensiz ortam ve uygulamalardır.

 

 

Dr. Sinan GÜZEL
Klinik ve Uygulamalı Hipnoz Derneği Başkanı