DİĞER YAZARLARIMIZ
Dr. Sinan GÜZEL Korku ve Fobilerde Hipnoterapi
Dr. Sinan GÜZEL Yaşam Kalitesini Düşüren Ağrılar ve Hipnoterapi
Dr. Sinan GÜZEL Hipnoza girmenizi değil, hipnozdan çıkmanızı istiyoruz.
Dr. Sinan GÜZEL Modern Tıp - Hipnoz - Hipnoterapi
Dr. İzzet İskender Timur TÜRSEN BİLİNÇ NE İSTER? BİLİNÇALTI NE ANLAR?
Dr. Sinan GÜZEL
Klinik ve Uygulamalı Hipnoz Derneği Dr. Sinan GÜZEL - Sınav Kaygısı ve Hipnoterapi

Sınav Kaygısı ve Hipnoterapi

 

Hayatımızda var olan birçok kaygı ve endişe çeşidi olmasına rağmen sınav kaygısının hem sebep hem sonuç yönünden diğer kaygılarımızdan önemli derecede farklılıkları vardır.

Sınav kaygısı çoğu zaman kişinin kendi hayalleri, hedefleri ile ilgili görünüyor olmasına rağmen çok daha farklı nedenleri bulunmaktadır. Kategorileştirerek ve basitleştirerek incelemek gerekirse sınav konusundaki iki büyük başlığın uyumsuzluğu söz konusudur. Bunlardan birincisi öğrenciden (sınavla direkt irtibatta olacak kişi) beklenen, ikincisi öğrencinin yeterliliği.

Bu etkinlikleri biraz açalım. Önce kolay olandan başlayalım. Kişinin hedefi ile hedefe ulaşırken gerekli olan bedensel, zihinsel ve sosyal yeterliliklerinin uyuşmaması durumu bu yolda ilerlemeye çalışan kişide yoğun bir anksiyete oluşturacaktır. Örnek vermek gerekirse, sözel yeteneği yeterli ancak sayısal ders ve konularla sorunlar yaşayan öğrencinin sayısal branşlarla ilgili meslek hedefi oluşturması, gireceği sınavda sayısal değeri yüksek olan puanlar elde etme zorunluluğu gibi bir durum elbette yoğun bir anksiyete ve ardından bunun tetiklemiş olduğu sınav kaygısı oluşturabilmektedir.

Öğrenciden beklenen dediğimiz zaman, kaygıyı yaşayan kişinin kendisinden beklentisi burada en güçlü sebep olarak görünmektedir. Ancak böyle bir tanımlama, kasıt bu olmasa da çoğu zaman altındaki gerçek sebeplerin görünmesini engelleyen, maruz kalanı ve terapisti yanlış yönlendirebilecek bir bakış açısının ürünüdür. Ancak öğrenci bu hedeflerini oluştururken nelerden etkileniyor olduğu, aslında bu hedefin oluşturulmasında majör rolü oynayan kimin bakış açısı ve fikri olduğunun araştırılması genel çerçeveyi görmemizi sağlamasının ötesinde özellikle hipnoterapiyi de düzenleme aşamasındaki en önemli adımdır.

Çoğu zaman bizim kendi tercihimiz, kendi fikrimizmiş gibi görünen kararlarımızın “asla” tamamen bize ait olmadığını bilmek hipnoterapist açısından en önemli bakış açısıdır. Terapisini üstlendiğim birçok sınav kaygısı olgusunun, kendi zihninde “hedef” olarak belirlediği geleceğe yönelik yaşamayı planladığı durumun aslında çevresi, yani akranları, eğitmenleri gibi direkt irtibatta olduğu sosyal çevresinden etkilendiğini görmüş olmama rağmen, bu etkilenmenin neredeyse hiçbir zaman kişinin kendi ebeveynleri (yoksa ebeveyn yerine geçmiş kişiler) kadar etkili olmadığını söylemem sanırım genel bir çerçeve çizmenize yardımcı olacaktır.

Sağlıklı ve özgür bir ortamda oluşturulan hedefler belki ebeveynin kişi için biçmiş olduğu hedeflerle aynı olsa bile, kendisine ait olmayan hedef konusunda bir zorlanma ve kaygı hissetmesi çok doğaldır. Ebeveynlerin hedef oluşturmadaki katılımı çok farklı tarzlarda olabilmektedir. Direkt olarak kendilerine göre geliştirdikleri mantıklarını da ekleyerek hedef tanımlamalarını yapmasına zorlamaktan tutun, sözlere dökmese bile gizli niyet tanımlamaları, üçün şahıs üzerinden hikayeler anlatmalara kadar üstü örtülü hedef tanımlamaları gibi birçok durumla karşılaşmaktayız. Her iki tarzda da hedef belirleme konusunda aktif olan ebeveynlerin çok büyük bir kısmı öğrencinin hedef sürecine karışmadıklarını, onları görüşlerine saygı duyduklarını çoğu zaman dile getirmektedirler. Ancak bu kelimeleri hipnoterapist olarak değerlendirdiğimizde, bu ebeveynlerin kendi normalleri içinde değerlendirdiklerini göz önünde bulundururuz.

Elbette öğrencinin hedef belirleme aşamasında farkında olmadan da katkıda bulunmaktayız. Bu işin gerçekçi tarafı, ancak olay neredeyse senaryoyu belirleme aşaması kadar kapsamlı olmaya başlarsa unutulmamalıdır ki “Kendi senaryosunu yazamayanlar, başkasının senaryosunda figüran olurlar”. Çocuğunuzun kendi senaryosunda başrolde mi olmasını yoksa sizin senaryonuzda figüran olmasını mı tercih edersiniz. Unutulmamalıdır ki figüranlık senaryonun küçük bir kısmında geçerlidir ve figüranlar sahnelerden çabucak ayrılır…

Tüm bu anlattıklarımdan farklı olarak birkaç sınav kaygısı sebebi veya tetikleyicisinden de bahsetmekte fayda var. Bunlardan ilki kişinin kendi güvenlik alanını terk etmek zorunda kalacağı gibi bir duygunun oluşması. Bu durum, ülkemizde meslek seçiminin yapıldığı üniversite girişleri ile ilgili sınavlardan çok, daha erken yaşlardaki sosyal çevrenin daha önemli olduğu yaşlar civarında bulunan lise giriş sınavları gibi durumlarda daha sık görülmektedir.

Bazı durumlarda öğrenci hedef tanımlaması yaparken kendi yetenek ve becerilerinden çok ebeveyn veya eğitmene “inat” hedef tanımlaması da yapabilmektedir.  Böyle bir durumda öğrencinin kullanmış olduğu bu mantık, kendi duyguları ile örtüşmediği için bir bilinç-bilinçaltı çatışması getireceği için yine sonuç olarak anksiyete ve kaygı oluşturması muhtemeldir.

Ütopik hedeflerin olması, kişi kendi hedefiyle barışık olsa bile bedensel ve zihinsel yeterlilik söz konusu olamayacağı için kaygı sebebi olabilir. Böyle bir durumda bir hipnoterapist olarak hedefin değiştirilmesi konusunda bilinç-bilinçaltı barışıklığını sağlayan teknikleri kullanmanın çok büyük bir önem taşıdığını da belirtmek isterim.

 

 

Dr. Sinan GÜZEL
Klinik ve Uygulamalı Hipnoz Derneği Başkanı